-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Türkiye’yi Evi, Üstünde Yaşayanları
Ailesinden Sayanların Hazırladığı Proje..

İNSAN HAKLARINA UYGUN, DEMOKRATİK ORTAMLARDA,
ÖRGÜTLÜ, FARKLILIKLARLA BİRLİKTE, YÜZYÜZE,
TEMİZ VE YEŞİL BİR ÇEVREDE YAŞAMAK İÇIN: ŞİDDETSİZ…

Türkiye Gençlik Federasyonu’nun daveti üzerine oluşturulan ve 2007 yılının ortalarından beri gönüllü olarak çalışan Şiddetsiz Girişimi, 2009 yılı sonlarında “İnsan Haklarına Uygun, Demokratik Ortamlarda, Örgütlü, Farklılıklarla Birlikte, Yüzyüze, Temiz ve Yeşil Bir Çevrede Yaşamak İçin: Şiddetsiz” adı ile bir proje hazırladı.
Türkiye Gençlik Federasyonu, tüm gençlik derneklerine, yörelerinde bu projenin tümünü veya bir kısım hedef ve etkinliklerini, ilgili kamu yönetimleri, üniversiteler ve yerel yönetimlerle işbirliği halinde uygulamaları önerisinde bulundu.
Şiddete Karşı Konser
Girişimde yer alan kuruluşların temsilcileri, projenin amaç, hedef ve etkinliklerine uygun olarak, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce yürütülen Gençlik Haftası kapsamında veya uygun bulunacak tarihlerde, Ankara’da ve diğer illerde Şiddete karşı konser düzenlenmesini önerdiler.
Konser, stand, fotoğraf ve resim sergileri, açık oturum, anket, çevreye, hayvana ve insana yönelik şiddete karşı destek isteyen imza kampanyası, yakalara mavi kurdele ve temiz çevre kartı takma gibi etkinliklerle zenginleştirilebilecek.
Konser alanında, kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, projede yer alan sivil toplum kuruluşları (gönüllü kuruluşlar), dernekler, federasyonlar, konfederasyonlar, sendikalar, meslek örgütleri, vakıflar, öğrenci konseyleri ve toplulukları stand açabilecek, şiddete karşı düzenlenecek etkinliklerde yer alabilecekler. Bunun için hiçbir ücret ödenmeyecek.
Projenin bazı bölümleri şöyle.
Projenin Amacı
Projenin amacı; Çocukların ve gençlerin yürüteceği bir süreçte, temiz, yeşil ve şiddetsiz bir Türkiye için; tüm kamu yönetimlerinin, hükümetdışı kuruluşların ve halkın bilgi, ilgi ve duyarlılığını artırmak, bu kesimler arasında iletişim ve işbirliğini geliştirmek, insan haklarının korunmasına, demokrasinin geliştirilmesine, yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası etkinliklerin daha çok üretilmesine katkı koymak, hayvana, doğaya ve insana karşı yapılan şiddete şiddetsiz yöntemlerle karşı çıkmak, şiddetsiz yaşamak ve yaşatmak için gösterilen çabalara yeni anlayışlar ve örgütlü güçler katarak, süreci yönetecek ve toplumu olumlu etkileyecek olanları yetiştirmektir.
Projenin Hedefleri
Projenin hedefleri şöyle belirlenmiştir.
1-Yerel ve ulusal tüm gönüllü kuruluşların ana tüzüklerine, çalışma konuları ile ilgili olarak,“İnsana, hayvana ve çevreye karşı şiddetin engellenmesine, insan haklarının korunmasına ve demokrasinin geliştirilmesine yönelik her türlü proje yapılabilir ve etkinlik düzenlenebilir” anlamında bir ilkenin konması için sürecin başlatılması,
2-Projenin uygulanacağı her ilde, en az 10-20 gönüllü kuruluşta bu uygulamanın gerçekleştirilmesi,
3-Her etkinlikte, 15-25 yaş kesiminden toplam 40 ve daha ileri yaş kesiminden de 20 olmak üzere, toplam en az 60 kişinin, insan hakları, demokrasi, örgütlenme, şiddetten koruma ve korunma, stres ve öfke kontrolü, iletişim, yüzyüze ve gözgöze konuşma yöntemleri, temiz ve yeşil çevre konularında eğitilmesi, bilgilerinin artırılması,
4-Katılımcıların, elde edecekleri bilgi ve deneyimlerle, toplumu olumlu etkilemeleri, yeni projeler üretmeleri konusunda özendirilmesi ve eğitici eğitimine yönelik bir projenin, hazırlanması,
5-Şiddetin tanımı ile ilgili görüşler alınması, günümüzdeki tanımlardan farklı görüşler ortaya çıktığı takdirde, bu görüşlerin Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Dünya Sağlık Örgütüne sunularak, tanımın güncelleştirilmesinin önerilmesi,
6-Şiddetin türleri, nedenleri ve önlenmesi yöntemlerinin ele alınarak yeni görüş ve önerilerin üretilmesi,
7-Şiddetsiz Projesinin amaç, hedef ve gerekçelerinin, Türkiye’de, örgün ve yaygın eğitim programlarındaki yeri, bu alandaki sorunlar ve çözüm yöntemlerinin belirlenmesi,
8-Yerel ve ulusal düzeyde, insan haklarının ve demokrasinin benimsenmiş olduğu ortamların yaygınlaştırılmasına, birlikte, yüzyüze ve gözgöze konuşarak şiddetsiz yaşamak kültürünün geliştirilmesine, çevrenin korunmasına ve temiz tutulmasına katkı koymak amacıyla katılımcıların dernek, birlik ve benzeri yapıları kurmaları için özendirilmesi,
9-Sokakta veya doğada yaşayan kedi, köpek ve diğer hayvan türlerine yönelik kıyımların durdurulmasına katkı konulması,
10-Medyanın, konuya yaklaşımının artırılması,
11-İnsana, hayvana ve çevreye yapılacak şiddete karşı, ortak ve şiddetsiz tepki yöntemlerinin belirlenmesi ve bu yöntemlerin uygulanmasına çalışılması,
12-Şiddete uğrayarak yaşamlarını yitirenlerin isimlerinin ve anılarının yaşatılması,
13-Yerel örgütlerin aynı amaç ve hedefi gözeterek birlikte hazırlamaları ve uygulamaları için en az bir adet proje başlığı, amacı, hedefleri ve olası ortaklarının belirlenmesi,
14-Etkinlik düzenlenecek iller başta olmak üzere yerel ve ulusal düzeyde, “Şiddetsiz” adı ile iletişim ağları kurulması,
15-Süreçte yer alan kuruluşların ve kişilerin Web sitelerinde, “İnsan Hakları, Demokrasi, Örgütlü, Farklılıklarla Birlikte, Yüzyüze ve Temiz Bir Çevrede Yaşamak İçin: ŞİDDETSİZ” adı ile bölüm açılması,
16-Hedeflerle ilgili olarak, kamu kuruluşları ile gönüllü kuruluşlar arasındaki işbirliğinin ilkelerinin belirlenmesi ve gerek duyulduğu takdirde bir tutanağa bağlanarak sürdürülebilirlik düzeyinin artırılması,
17-Her yıl “Şiddetsiz Bir hafta” etkinliklerinin düzenlenmesi ve Haftanın geleneksel hale getirilmesi.
Projenin Gerekçesi
Şiddet, insanın ürettiği, uyguladığı ve hergün yaşanan bir vahşettir. Şiddet, Türkiye ve dünya için en ağır sorunların başında gelmektedir.
Dünyada, yüz yüze, hatta göz göze konuşulması için yoğun çabalar üretilmesi gerekirken, genelde şiddetin her türlüsünden çözüm beklenmektedir. Oysa şiddet, yeni şiddetleri üreten bir çağdışı hareket biçimidir.
İnsan hakları, çocuk hakları, hayvan hakları, çevrenin kirletilmemesi, temiz tutulması ve korunmasına yönelik tüm uluslararası sözleşmeler, şiddetin çeşitlenmesi ve yaygınlaşması nedeniyle üretilmiştir.
İnsan hakları, genel bir yaklaşımla tüm haklar, mutlu ve sağlıklı yaşamak ve yaşatmak için, adalet, eşitlik ve paylaşmak demektir. Hakların güvencesi ise, demokratik hukuk devleti, güvenlik, yargı, örgütlenme özgürlüğü ve isteğidir.
10 Aralık 1948 yılında yayınlanan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde “İnsan Haklarının dikkate alınmaması, insanlık vicdanını isyana sevkeden barbarca eylemlere yol açmıştır. Bu nedenle, insanlığın korkudan ve yoksulluktan kurtulduğu, ifade ve inanç özgürlüğünden yararlandığı bir dünyanın kurulması en yüksek ortak amaçtır” denilmiştir.
Diğer tüm sözleşmeler, sağlıklı, temiz ve dengeli bir çevrede yaşamaya, eğitim olanaklarından yararlanmaya, gelişmeyi, düşünce, vicdan, örgütlenme ve ifade özgürlüğünü güvence altına almaya yöneliktir. İnsanlığın başarısı olan uluslararası örgütler, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, görüş ve köken farkından dolayı insanlar arasında ayırımcılık yapılmasına, işkenceye ve her türlü şiddete karşı önlemler almaktadırlar.
Dünya Sağlık Örgütünün de şiddet tanımı; “Bir bireyin yaralanma ve ölümüne neden olan ya da gelişmesini engelleyen fiziksel, psiko-sosyal ve cinsel olarak uygulanan kasıtlı davranışlardır” şeklindedir. Kanımızca bu tanım, şiddet türlerindeki artış nedeniyle artık güncellenmelidir. Yine de bu tanım, bu projede işlenen çevreye yönelik şiddetin de insanları ve diğer tüm canlıları yaraladığı, hasta ettiği ve öldürdüğü gerçeği ile oldukça uyumludur.
İnsana, hayvana ve çevreye, insanlar tarafından uygulanan şiddet çeşitleri, insan haklarının korunmasına ve demokrasinin geliştirilip yaşatılmasına zarar vermektedir. Bu durum, hukuk devletinin ana ögelerinin başında gelen demokrasiye de kıymaktadır. Demokrasiye kıymak, insanlığa, düşüncelere, uygarlıklara ve farklılıklara kıymaktır.
Demokrasi, farklılıklar arasında görüşme, uzlaşma ve hoşgörü demektir. Yüzyüze yaşamak, gözgöze konuşmak, görüşmek, uzlaşmak ve farklılıkları zenginlik saymak için çaba gösteren kişi, toplum ve uluslar için şiddet çok büyük bir tehlikedir.Demokrasi günümüzde, içinde şiddet ögesinin de bulunduğu kültürel engellerle karşı karşıyadır. Bu engeller, insanların, tarih boyunca kanlı ve acılı bedeller ödemesine neden olmuştur.
Çevreye ve Hayvana Karşı Şiddet
Sokakta yaşamak zorundaki hayvanlara karşı yapılan tek tek veya toplu kıyımlar sıklıkla kitle iletişim araçları ile karşımıza gelmektedir. Bazen de yaşadığımız yerlerde, kıyımlarla yan yana gelinebilmektedir. Spor adı verilen avcılık etkinlikleri veya kırsal alanlardaki avlanmalar da hayvanlara karşı yapılan şiddetin en belirginleridir. Özellikle, yerleşim yerlerinde, zehir veya silah kullanılarak gerçekleştirilen toplu hayvan kıyımları mutlaka durdurulmalıdır. Bu kıyımlar, salt hayvanlara karşı değil, kıyımlara tanık olan halka ve çocuklara karşı da farklı bir şiddettir. Bir anlamda bu şiddet türü, insana yapılan şiddetin kapsamında da değerlendirilmelidir.
Türkiye’de, kentlerde ve kırsal kesimlerde, yaşanılan ortak alanlar, insanlarca-yurttaşlarca hızla birer çöplük haline getirilmektedir. Bu kirlilik ve doğadaki dengenin bozulması, o çevrede yaşayan ve ücretli veya gönüllü olarak temizlik yapan insanların ruhsal ve bedensel sağlıklarına karşı, başka insanların neden olduğu bir şiddettir. Çünkü bu kirlilik ve doğal dengenin bozulması, başka bir anlatımla çevreye şiddet uygulanması, insanlara hastalık, sakatlık ve bazen de ölüm olarak geri dönmektedir.
Şiddet düzeyine varan bu davranış ve ağır sonuçları nedeniyle, ülkemizde, siyasi partiler, kamu kuruluşları, yerel yönetimler, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumları, meslek örgütleri, özel ve gönüllü kuruluşlar ve halkın birlikteliğinde yapılmakta olan, ancak yeterli görülmeyen çevrenin ve doğanın korunmasına yönelik çabaların yaygınlaştırılmasına, çocuklar, gençler, kadınlar ve emekliler başta olmak üzere, insan gücümüzün örgütlenmesine, dayanışma içinde olmasına, ilginin ve katkının bu alana çok daha fazla çekilmesine gerek duyulmaktadır.
Büyük sanayi kuruluşlarının, ulaşım ve taşıma araçlarının yarattığı çevre kirliliği ve gürültü, insanların, hayvanların ve doğanın sağlığını tehlikeye düşürmektedir. Çağımızda giderek artan kimyasal maddelerden, gaz ve dumandan üreyen kirlilik ise doğal dengeyi bozan en büyük tehlikedir.
Ülkemizde, çevre konusunda gönüllü çalışmalar yapan örgütler; doğal ortamın, ormanlık ve tarım alanlarının vahşice yok edildiğini, yaşantımızın tehdit altında olduğunu, akarsuların, göllerin ve denizlerin kirletildiğini, buraların çöplük olmaya başladığını, taş ve maden ocaklarının doğal yaşama ve yeşil alanlara zarar verdiğini, baz istasyonlarının sağlığı bozduğunu ve Türkiye’nin gelecekte bir nükleer santral mezarlığına dönüşebileceğini, ısrarla ve haklı olarak dile getirmektedirler.
İnsanlar yaşadıkları sokakları, binaları, binaların bahçelerini, caddeleri, parkları, piknik ve orman alanlarını, dağları, bu alanlardaki çiçek, bitki örtüsünü ve ağaç altlarını tamamen kirletmektedirler. Alt ve üst yaya geçitleri, cami avluları, fabrika, atölye ve benzeri üretim yerleri, açık ve kapalı spor alanları, deniz, göl, gölet, nehir, ırmak ve kıyıları, kentlerdeki açık veya kapalı su kanalları, kumsallar, otobüs ve dolmuş durakları, araç kalkış yerleri, tren istasyonları, tren rayları, yolcu taşıma araçları birer izmarit mezarlığı ve çöplük haline getirilmiştir.
Gemilerden, vapurlardan, motor ve teknelerden denizlere, boğazlara atılan sigara izmariti ve diğer çöplerin yarattığı görüntülerden üzülmemek, hatta utanmamak olası mı?
Ortak alanlarımız; sigara izmariti ve paketi, içki-içecek şişeleri-kutuları, tükürük, çekirdek kabukları, kullanılmış kağıt mendil, dayanıklı tüketim maddeleri, eski eşyalar, yiyeceklerin artıkları ve atıkları ile insanın gözlerini ve duygularını rahatsız edecek, ruhsal ve bedensel sağlığımızı tehlikeye düşürecek hale gelmiştir.
Bazı otobüslerin, minibüslerin, taksilerin ve özel araçların sürücüleri, görevlileri ve yolcuları da çöplerini sokaklara, caddelere ve şehirlerarası yolların kenarlarına adeta saçmaktadır. Kentiçi ve kentlerarası yolların kenarları, yeşil alanlarımız, dağların dorukları ve etekleri, ormanlarımız, piknik yerlerimiz, parklarımız, su kenarları; kırılan camlar, tenekeler, sigara izmaritleri, poşetler ve diğer çöplerle birlikte yaşamak zorunda bırakılmaktadır.
Türkiye, açık alanlarda ve sokakta çok sigara içilen ve yiyecek tüketilen bir ülkedir. Biliniyor ki, sigaradan veya yiyeceklerden artanlar, bir ağacın dibine, bir çiçeğin veya yeşilliğin üstüne, yola veya bir çukura atılmaktadır.
Kentlerdeki alt ve üst geçitlerde bulunan çöp çeşitleri, halkın yaşadığı her yeri bilinçsizce kirlettiğinin çok somut örnekleridir.
Bir önemli gözlem de, esnaflar ve sanatkarlarla ilgilidir. İşyerlerinin içinde değil, dışında sigara içen işveren ve çalışanlar, izmaritleri, işyerlerinin önündeki sokak, cadde veya yaya yollarına atmaktadırlar.
Ülkemizde, sigara içilen araçların küllükleri temiz, o araçların geçtiği yerler izmarit doludur.
Bakkal ve marketlerin önleriyle parkları çöplük haline getiren atık maddelerin çoğunda, çocuklar ve gençler başta olmak üzere, her yaştaki insanın parmak izleri vardır.
İlköğretim ve ortaöğretim okulları ile spor alanlarının özel araç park yerleri olarak kullanılması da insan sağlığına ve insan haklarına aykırıdır. Eğitim ve spor yöneticilerinin kararı ile araç parkı haline getirilen bu alanlarda, sigara izmariti, diğer çöpler, gürültü ve egzoz gazlarından oluşan çok çirkin bir kirlilik üretilmektedir.
Çevrenin çöplerle kirletilmesi, ülkemizde inanılmaz bir alışkanlık haline gelmiştir. Ülkemizin en güzel, en uzak veya en yüksek yerlerinde bile insanların bilinçsizce, hatta acımasızca neden olduğu kirlilikleri görmek mümkündür. Bu bilinçsizliğin ve alışkanlığın giderek azaltılması ve ortadan kaldırılması için, her yaş kesimi hedef kitle olmalıdır. Çevrenin kirletilmesinden doğan ve doğabilecek sağlık sorunlarının, öncelikle ve kolaylıkla çocukları, kadınları, yaşlıları, emeklileri, engellileri ve korumasız diğer canlıları etkilediği, etkileyebileceği bilgili-bilinçli insanların ortak kanısıdır.
Bahar ve yaz aylarında ülkemizde çiçekler açmakta, doğa yeşillenmekte, ancak insan eliyle, yerlere, çiçeklere, bitkilere ve yeşilliklere çöpler saçılmaktadır. Buna, baharda, çiçeklerle birlikte çöplerin açılması da denebilir. Apartmanlarda oturanlar arasında, çöplerini ve sigara izmaritlerini bahçelerine veya bitişik parklara atanlar bulunmaktadır. Oturanlar, binalarının önleri ve bahçeleri ile ilgilenmemekte, hatta kendileri kirletmektedir. Kentlerin açık veya kapalı kanallarında, insan eliyle atılmış, çöpler ve onlarca-yüzlerce yıl doğanın eritemeyeceği eski eşyaları görmek mümkündür. Bu hareketin gün boyu, on binlerce, belki de birkaç milyon insanın yaptığını varsayınca, ülkemizin çöplenme yoğunluğunun ürkütücü boyutlarda olduğunu dile getirebiliriz.
Bu görüntüler, tam anlamıyla; güzelliklerdeki çirkinliklerdir.
Kanımızca, kundaklama dışındaki nedenlere dayalı orman yangınlarına, yurttaşlarımızın neden olduğu açıktır. Çünkü, belirtilen alanları kirleten ve her türlü çöpü gelişigüzel atan insan, ormanlarda da aynı davranışı yapmaktadır. Söndürülmemiş sigara izmaritlerini, közleri, yanıcı veya tutuşturucu maddeleri içeren, örneğin kibrit, çakmak, pil, cam ve benzeri cisimleri ormana bırakan, böylece ağaçları ve içindeki canlıları yakan, asıl anlamı ile, sorumsuzluğu, acımasızlığı ve şiddeti vahşete taşıyanlar da, içimizdeki bazı insanlar, yurttaşlardır. Sürekli yaşadığı alanları acımasızca çöpleyen, kirleten insan, aynı duyarsızlığı, ara sıra gittiği ormanlarda ve yeşil alanlarda da sergilemektedir.
Çevresini, mahallesini, köyünü, ilçesini, beldesini, meydanını, tarlasını, sulama kanalını, göletini, sokağını ve bahçesini küçüklü büyüklü çöplerle kirleten insanın davranışı, Türkiye’de ve dünyanın başka ülkelerinde, daha büyük çevre yıkımlarına neden olmaktadır. Küçük denebilecek çevre kirliliklerinin önlenmesi, bu kirliliği üreten insanların davranışlarının olumlu yönde değiştirilmesine bağlıdır.
Bu davranış değişikliği sağlandığı takdirde, orman yangınlarının ve çevreye verilen zararların önüne büyük ölçüde geçilebilecektir.
Bu şekilde açık alanları çöplüğe çevirenlerin yaptıklarının ayıp, çirkin ve utanılması gereken davranışlar olduğunun anlatılması zorunludur. Bu konuda, ilgili kuruluşların yasal görevlerini yerine getirmeleri yanında, yurttaşların da birbirlerini erdemlice uyarmaları önem kazanmaktadır. Türkiye, insanların neden olduğu çevre kirliliğinde, ayıp, çirkin ve utanç üçgeni içine alınmış durumdadır.
Sonuç olarak, dünyada, çevre kirlenmesi artmakta, yeşil alanlar hızla azalmaktadır. Su kaynakları sorundur. Çevrenin, doğanın vazgeçilmez bir parçası olan hayvan türlerindeki azalma da kaygı verici boyutlardadır. Kentlerde, sokaklarda yaşamak zorunda kalan hayvanlara karşı yapılan kıyımlar, büyük boyutlara varmıştır. Hava, toprak, su ve gürültü kirliliği, insanın bilgisizce, bilinçsizce ve acımasızca çevreye ürettiği şiddet türleridir.
Türkiye bu ağır kirliliği ve yurttaş sorumsuzluğunu, tüm kentlerde, ilçelerde, kasabalarda, beldelerde, köylerde ve mezralarda yaşamaktadır.
 

İnsana Yönelik Şiddet
Ülkemizde, insanın; insana, çevreye ve çevrenin ana parçalarından biri olan hayvana karşı uyguladığı şiddeti, iletişim araçları kanalı ile her an görebiliyoruz. Şiddet yöntemleri çok çeşitlidir. Hepimiz, günlük yaşantımızda şiddet yöntemlerinden biri ile karşılaşabiliriz. Bazen de, şiddet üreten biri olabiliriz.
Ateş her zaman, sadece düştüğü yeri yakmamaktadır. Çünkü, bir yerde ateş, acı veya mutluluk varsa, onları, kitle iletişim araçları; gazeteler, dergiler, radyolar, televizyonlar, e-posta ağları ve internet siteleri evimize kadar getirmektedir. Bazen bir yudum çayımız, bazen bir lokma ekmeğimiz, midemize inmeye fırsat bulamamakta, ateş ve acı bedenimizi sarmaktadır. Elimiz kolumuz bağlanmakta, ateşin düştüğü yer uzak olmasına karşın, alevi yüreğimizi sarmaktadır.
Her yıl onbinlerce insanı yok eden terörü, savaşları ve işgalleri eklediğimizde, insanlığın ve dünyanın yaşadığı şiddetin, “Ateş, sadece düştüğü yeri değil, çok uzağında olsalar bile, sevgi ile evrimleşmiş insanları da yakar” diyebileceğimiz yoğunlukta olduğu anlaşılmaktadır. Bu, şiddetle ilgili ateşin alevlerinin çok uzun, etkilerinin kavurucu olduğu anlamındadır.
Şiddet türleri, insan kaynaklı, ancak tüm canlı türlerine yöneliktir. Sonuçta, insanın ürettiği şiddet türleri, insanın sağlıklı, temiz ve güvenli ortamlarda yaşamasına etkili ve köklü bir tehdittir. Evde, işyerinde, okulda, sokakta, trafikte ve doğada, insanlar varsa, şiddet olabilmektedir. Şiddet, insanın ürettiği ve uyguladığı bir vahşettir.
Şiddet konusunda ulusal bir girişim hazırlanması ve birliktelik sağlanması kaçınılmazdır. Kişinin hak ve özgürlüklerini, mal ve can güvenliğini, toplumun huzurunu hedef alan, farklılıkların zenginlik olduğunu kabul etmeyerek, bu farklılıklara şiddet uygulayanlara, ailede, eğitim kurumlarında, siyasal alanda, medyada, iş yerlerinde, spor alanlarında, doğada, sokakta ve birlikte yaşanılan ortamlarda rastlanmaktadır. Şiddet çeşitlidir, ancak hedefi, insan, çevre ve hayvandır.
İlköğretim ve ortaöğretim okulları ile spor alanlarının özel araç park yerleri olarak kullanılması da insan sağlığına ve insan haklarına aykırıdır. Eğitim ve spor yöneticilerinin kararı ile araç parkı haline getirilen bu alanlarda, sigara izmariti, diğer çöpler, gürültü ve egzoz gazlarından oluşan çok çirkin bir kirlilik üretilmektedir.
Açık alanlarda ve kalabalıklar arasında sigara içerek çevrelerine dumanlı zehir salanlar, sigarayı açık havada içtikleri için kimseye zarar vermediğini savunmaktadırlar. Ancak, onlara dünyanın bacasının bulunmaması nedeniyle çevrelerini zehirledikleri anlatılmalıdır. Bu durumun da insan haklarına aykırılığı tartışılamayacak kadar açıktır.
Ülkemizdeki şiddet örnekleri, Türkiye’yi uluslararası alanlarda da zor duruma düşürmekte ve ulusal birliğimizi tehlikeye atmaktadır.
Türkiye’de, insanların bireysel veya toplu olarak, insana, hayvana ve doğaya uyguladığı ölümcül şiddet türleri, tüm olumlu gelişmelere karşın, ülkemizin Avrupa Birliği sürecine kanımızca en büyük engeldir. Bazı araştırmalara göre, farklılıkları ve farklılıkların doğal bir zenginlik olduğunu kabullenmeyen, onlara hoşgörü ile bakmayan önemli bir kesimin bulunması Türkiye için zorlu bir sorundur.
İnsanların uyguladığı şiddet, töre cinayetleri, erken yaşta evlendirmeler, çocukların ve gençlerin eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılması, evlerin soyulması, kapkaç, yerli ve yabancı turistlere saldırılar karşısında, sevgiyle evrimleşmiş olanların yapacağı hareketler bulunmaktadır. Türkiye’de ve dünyada şiddetin ortadan kaldırılması, seçeneği olmayan bir zorunluluktur.
İnsanın, kendi soyuna karşı ürettiği şiddet, her gün denebilecek sıklıkla, dünyanın bir köşesinde acı ölüm ve yaralanmaları üretmektedir. Aynı ülkenin, aynı kentin, aynı mahallenin, aynı ailenin insanları birbirlerinin canına kıymaktadır. Bu kıyımlarda genelde çocuk ve gençler kullanılmakta, onlar, hem mağdur ve hem de suçlu durumuna düşürülmektedir.
Çocukların ve gençlerin istismarına yönelik örnekler dünyada ve ülkemizde artmaya başlamıştır. Çocuk ve gençlerin cinselliklerinin ve emeklerinin istismarı ve sömürüsü, şiddetin her türlüsünün yer aldığı bir insanlık suçudur. Bu konuda ulaşılan bilgiler ve elde edilen görüntüler, utanç duvarına dayanmıştır.
Başta sigara olmak üzere tütün ve tütün ürünlerinin, alkol ve diğer zararlı maddelerin kullanımı da kullananlar ve çevreleri için şiddet türlerindendir.
İnsanların ürettiği şiddet türlerine sadece güvenlik güçleri ve yargı organları ile karşı çıkmaya çalışmak yeterli değildir.
Bu durumda, şiddetin her türlüsüne, şiddetsiz yöntemlerle karşı çıkmak, şiddetin üretildiği ortamları ortadan kaldırmak, öfkenin üremesine engel olmak, öfkenin üremesi halinde, bu duygunun, nefrete, hiddete, şiddete ve vahşete dönüşmesini engellemek için yeni yöntemlerin bulunması kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Bu yöntemleri de şiddeti üreten insanlarla yaşayan güzel ve sağlıklı insanlar bulacaktır. Bu kuşaklar, insanların sevgi ile evrimleşmesi için gereken yapıları, işleyişi, hukuku, adaleti, paylaşmayı ve güvenliği mutlaka sağlayacaklardır. Çünkü, dünya ve evren için en iyi seçenek bu hedef olmalıdır.
Nitekim, Proje etkinlikleri ve işlenecek konular, her yaştaki insana ve ağırlıklı olarak çocuk ve gençlere yönelik düşünülmüştür. Bu konuda bilgi, ilgi ve yürütücülük düzeyleri artırılacak olan gençler ve daha ileri yaştakiler, hem bu proje, hem de yeni proje ve etkinliklerle yerel ve ulusal düzeyde, akranlarını, kamu, yerel, özel, meslek ve gönüllü kuruluşların mensupları ile halkı olumlu etkileyeceklerdir.
Hayvana, çevreye ve insana karşı insanın ürettiği şiddetin azaltılması ve hatta yok edilmesi için birçok kamu kurum ve kuruluşu, meslek ve gönüllü (STK) örgütü, genelde işbirliği içinde projeler yürütmektedir.
Bu proje, gençlerin yürüteceği bir süreçte, kamu, yerel, meslek ve gönüllü kuruluşlarda çalışanlarla, her kesimdeki halkın olumlu etkilenmesi, bu şekilde her türlü şiddetin yok edilmesine yöneliktir. Bu büyük hedefe varmak için, dernek, federasyon, konfederasyon, vakıf, siyasal parti, meslek örgütü, sendika ve benzeri tüzel kişiliklerde birlikte, yüzyüze ve gözgöze konuşarak “şiddetsiz” yaşamak anlayışının egemen olmasına çok fazla gerek vardır.
Bu proje, tüm bu kesimleri etkileyebilecek daha yoğun ve yaygın bir sürecin çok önemli bir noktası veya başlangıcı olarak yorumlanmalıdır. Özellikle, yasalara dayalı olarak gönüllü kuruluşların (STK) tüzüklerine konacak bir madde veya maddeler, insan haklarının ve demokratik değerlerin çiğnenmesi, hayvana, çevreye ve insana karşı yapılan şiddetin yok edilmesi yolunda tarihsel bir adım olacaktır. Çünkü, şiddetin hedef seçtiği, insan, hayvan ve doğal çevre, hepimizin ortaklığında korunabilecektir. Bu üç değerin birbirinden bağımsız olması düşünülemez. Hayvanlara, doğal çevreye ve insanlara yönelik her konu ve her sorun hepimizi çok yakından ilgilendirmektedir. Dile getirdiğimiz şiddet türleri ve şiddetin hedefleri, bazen çok yakınımızda, bazen çok uzağımızda, insanlık duygularımızı ve yaşantımızı olumsuz etkilemektedir.
Proje başlığı, şiddetsiz bir dünyanın özlemini taşımakta, ayrıca, hedef kitleye ve tüm dünyaya “şiddet, siz olmadan çözülemez, ortadan kaldırılamaz” demek istemektedir.
Etkinliklerin genel yaklaşımı; gençlere ve onlarla birlikte dünyayı paylaşanlara, şiddetin her türlüsünün ürettiği olumsuzlukların ve zararların anlatılması, bilgilerinin, girişimcilik, örgütlenme ve birlikte hareket etmek yeteneklerinin geliştirilmesi, hem bugünün ve hem de gelecekteki ortaklarla köprüler kurulmasıdır.
İnsangücünün birlikteliği ve ortak çalışması, sağlam ve sürdürülebilir kurumsal yapıların oluşturulması sağlandığı takdirde, bugünle gelecek arasındaki bilimsel, sosyal ve kültürel köprü, şiddetin kanlı mirasını öte tarafa taşıyan olmayacaktır. Bu köprü geleceğe, dostluğu, sevgiyi, farklılıkları doğal zenginlik sayan bir anlayışı, paylaşarak ve dayanışarak yaşamayı taşıyacaktır. Bu köprü, bu biçimi ile çok geniş, ancak çok uzun olmayacaktır.
Hedef olarak belirlenen uygulama yerlerinde, akran eğitimi, eğitimci eğitimi, kamu, yerel, özel ve gönüllü kuruluşlarla iletişim ve işbirliği konularında çok daha fazla proje ve girişime gerek vardır. Bu yerlerdeki uygulamalarda kuruluşlar arasında dayanışma sağlanacaktır. Bu dayanışma, genelde bilim insanı, eğitimci ve uzman desteği, olanakların ve deneyimlerin paylaşılması şeklinde gerçekleştirilecektir.
Bilindiği gibi ülkemizde, kamu yönetimleri ve yerel kuruluşların, yasalardan kaynaklanan geniş yetkileri, olanakları ve kaynakları bulunmaktadır. Gelişmiş ülkelerde, bu yetki, olanak ve kaynaklar, gönüllü veya meslek örgütleriyle işbirliği içinde kullanılmaktadır. Bu özen, çocuk ve gençlikle ilgili alanlarda daha fazladır. Türkiye’nin de buna gereksinmesi yüksek düzeydedir. Özellikle, çocuk ve gençlik gücünün, her yaş kesimi ile örgütsel ve demokratik katılımcılık anlamında bütünleştirilmesi, Türkiye’nin konuşacağı konuların başında gelmelidir. Bu proje hazırlanırken, yerel düzeydeki gereklilik ve kısıtlamalardan hareket edilmemiştir. Çünkü, ülkemizde ve dünyanın her yerinde gereklilik ve kısıtlamaların, sosyo-ekonomik, siyasal ve kültürel farklılıklar gösterse de, birbirlerine yakın ve benzer olduğu varsayılmıştır.
İllerde Eğitim Seminerleri
Seminerde uzmanlara ve katılımcılara belge verilecek, belgede Federasyonun, derneğin ve katkı sağlayan kuruluşların da logoları, o kuruluşlar isterlerse konabilecektir.
Üniversitelerden ve süreçte yer alan kuruluşlardan gelecek olan gönüllü uzmanların vereceği seminere en fazla 60 katılımcı çağırılacaktır. Katılımcıların görüş ve istekleri yeterince olumlu olduğu takdirde, seminer sonunda, eğitici eğitimi semineri düzenlenmesi ve olası tarihi ile ilgili ilke kararı alınacaktır.
Seminerde, Türkiye Gençlik Federasyonu’ndaki uzmanlar, insan hakları, demokrasi, örgütlenme, iletişim ve çevre konularında bildiri sunabileceklerdir.
Seminerlerde işlenecek konularla ilgili metinler ve sunumlar, destekleyenlerin ve üniversitelerin katkıları ile hazırlanacaktır.
Seminerlerde şu konular işlenebilecektir.
a-İnsan Hakları Bildirgesi ile Çocuk Hakları Bildirgesi ve Demokrasi,
b-Örgütlenme Hakkı, Örgütlü Birey ve Toplum Olmanın Yararları ve Yöntemleri,
c-Çevre Kirliliğinin ve Orman Yangınlarının Bedensel ve Ruhsal Sağlığa Olumsuz Etkileri, Önlenmesi Yöntemleri,
d-Hayvana ve Çevreye Yönelik Uluslararası Bildirgeler,
e-Sokakta ve Doğada Yaşayan Hayvanlara Karşı Yapılan Kıyımların Önlenmesi ve Nedenleri,
f-Şiddetin tanımı, nedenleri, çeşitleri, bireysel ve toplumsal sağlığa etkileri, önlenmesi yöntemleri, şiddette kahraman gibi gösterilen ögelerin itibarlarının düşürülmesi,
g-Çocukların ve gençlerin istismarı, çeşitleri, etkileri ve önlenmesi yöntemleri,
h-Sigara ve diğer tütün ürünlerinin, alkol ve diğer zararlı madde bağımlılığının nedenleri, etkileri, şiddet boyutu ve önlenmesi yöntemleri,
i-Sporda Şiddet, Nedenleri, Toplumsal Etkileri ve Önleme Yöntemleri,
j-Engelliler, Şiddet ve Önleme Yöntemleri,
k-Öfkenin Üremesine Engel Olunması veya Kontrol Altına Alınması,
l-Şiddetten Korunmada Eğitim, Girişimcilik, Örgütlenme, Katılma ve Ekonomik Özgürlüğün Yeri,
m-Şiddete Karşı Şiddetsiz Tepki Yöntemleri ve Uygulanmasına Yönelik İlkeler,
n-Şiddete Karşı Güvenlik, Koruma, Hukuk ve Yargının Yeri, Önemi ve Önlemeye Etkileri,
o-İletişim Ağlarının Önemi, Amacı, Oluşturulması ve Sürdürülebilmesi İlkeleri,
p-Şiddetsiz Projesinin amac, hedefleri ve gerekçelerinin, Türkiye’de, örgün ve yaygın eğitim programlarındaki yeri, bu alandaki sorunlar, çözüm önerileri ile uygulama yöntemleri.
Forumlar
Projeye göre, hedeflerin tartışılacağı, gençlerin ve halkın katılabileceği birer forum da düzenlenecektir.
Forumlar, uzmanlar ve projede belirtilen yaş kesimindeki gençlerin birlikteliğinde yürütülecek, forumlarda en az bir projenin başlığı ve amacı belirlenecektir.
Forumlarda, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Dünya Sağlık Örgütüne sunulmak amacı ile şiddetin güncel tanımı ile ilgili görüşler alınacaktır.
Şiddete uğrayarak yaşamlarını yitirenlerin isimlerinin, uygun bulunacak ortak alanlara verilmesi ve anılarının yaşatılması konusu da forumlarda tartışılacaktır. Forumlarda, bu konudaki yaklaşımlar olumlu olduğu takdirde yetkili kamu ve yerel yönetimlere öneriler yapılacak, gerektiği takdirde yasal düzenleme için girişimler başlatılacaktır.
Forumlarda, Projenin hedefleri ile şiddetsiz bir ülke ve dünya için kamuoyuna açıklanacak olan bildirgenin içeriği de görüşülecektir.
Forumlar sırasında, barış, dostluk, sevgi ve birlikte yaşamaya yönelik, şiddetin olmamasını dileyen müzik parçaları seslendirilebilecek ve kısa bir tiyatro oyunu da sergilenebilecektir.
Örgütlenme
Etkinlikler sırasında, yerel ve ulusal düzeyde, insan haklarını ve demokrasiyi benimseyerek, birlikte ve şiddetsiz yaşamak kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamak amacıyla dernekler ve üst birliklerinin kurulması özendirilecektir.
Bu konu, seminer ve forumlarda işlenecek, katılımcılara bilgi sunulacak ve önerilerimizin çevrelerine taşımaları istenecektir.
Halkla İlişkiler ve Yaygınlaştırma
Medyaya İle İlişkiler
Projeye yaklaşımlarının artırılması için, hazırlıkların ve uygulamaların her aşamasında, gerekli bilgiler ve önemli çıktılar yerel ve ulusal medyaya açıklanacaktır.
Bu açıklama, etkinlik sonunda ve yerinde sözlü olabileceği gibi, basın bülteni ve ziyaretlerle de yapılacaktır.
Ayrıca, medya mensuplarının etkinlikleri kolayca izleyebilmeleri ve bilgiye erişebilmeleri sağlanacaktır.
TV Açık Oturumları
Projede belirtilen illerdeki yerel televizyonlarda ve ulusal düzeyde yayın yapan televizyonlarda, açık oturumlar düzenlenmesine çalışılacaktır.
Açık oturum önerisi, hazırlık döneminde, ayırım gözetmeksizin tüm ulusal ve yerel televizyon kanallarına yapılacaktır.
 

Örnek Çevre Temizliği
Çevreye karşı şiddetin ve kirliliğin ortadan kaldırılmasında, halkın katılım ve katkısı önemlidir. Bu nedenle, istenirse programa örnek bir çevre temizliği ve halkla yüzyüze görüşme yöntemi de konabilecektir. Bu örnek temizlik, iletişim teknikleri ile duyurulacak, halkın, çocuk ve gençlerin katılımı ile yapılacaktır.
Halktan Destek İstenmesi
Halktan, insan haklarının ve demokrasinin korunması, hayvana, çevreye ve insana uygulanan şiddete karşı şiddetsiz yöntemlerle karşı çıkılması konularında destek sözü istenecektir.
Destek sözünün alınmasında, bir form kullanılacaktır. Halkımıza, herhangi bir kesimi veya kuruluşu hedef almayan, bu girişimi destekleyen, şiddete ve kirliliğe karşı çıkan kısa bir ifadenin yer aldığı bir metni imzalamaları önerilecektir. Aynı etkinlikte, yurttaşlara, Şiddete Şiddetsiz Tepki” ilkesinin simgesi olan “Mavi Kurdele” ve “Temiz ve Yeşil Türkiye Çöplük Olmasın” hedefinin simgesi olan “Çevre Yaka Kartı” dağıtılacaktır.
Gönüllü kuruluşların, tüzüklerine ““İnsana, hayvana ve çevreye karşı şiddetin engellenmesine, insan haklarının korunmasına ve demokrasinin geliştirilmesine yönelik her türlü proje yapılabilir ve etkinlik düzenlenebilir” ilkesine yer vermeleri hedefine ulaşmaya katkı için Projenin seminer ve forumları yanında medyanın desteği, iletişim ağları, web siteleri, afiş, telefon ve mektup gibi halkla ilişkiler tekniklerinden de yararlanılacaktır.
Fotoğraf Sergileri
Projede belirtilen illerde, etkinlik süresince insana, çevreye ve hayvana uygulanan şiddete yönelik birer fotoğraf sergisi hazırlanabilecektir.
Bu sergi için, destek veren kuruluşların, fotoğraf sanatçıları örgütlerinin ve medya kuruluşlarının katkıları, yazılı ve sözlü olarak istenecektir. Sergi yeri, süresi ve içeriği yerelde birlikte belirlenecektir.
Anket
Projenin hedefleriyle ilgili görüş ve önerilerinin alınması için etkinliklere katılanlara anket uygulanacaktır.
Anket, kolay doldurulabilir olacaktır. Anketler önce yerelde, sonra da Ankara’da bilimsel yöntemlerle değerlendirilecek, sonuçları kamuoyuna açıklanacaktır.
İletişim Ağları
İnsan Hakları, Demokrasi, Örgütlü, Birlikte, Yüzyüze ve Temiz Bir Çevrede Yaşamak İçin: ŞİDDETSİZ adı ile gönüllü kuruluşlar ağırlıklı olarak her ilde ayrı ayrı ve ulusal düzeyde iletişim ağları kurulacaktır.
İllerdeki ağlar için, seminer veya forum sonrası iki gönüllü sorumlu, katılımcıların onayı ile belirlenecek, gönüllülerin en az biri 25 yaşını tamamlamamış bir genç olacaktır. Ankara’daki ulusal ağ ise yine gençlerin kolaylaştırıcılığında, etkinlik düzenlenen yerlerden gelecek bilgilere dayanılarak kurulacaktır.
Web Sitesi
Derneklerin ve destekleyen kuruluşların web sitelerinde, “İnsan Haklarına Uygun, Demokratik Ortamlarda, Örgütlü, Birlikte, Yüzyüze, Temiz ve Yeşil Bir Çevrede Yaşamak İçin: ŞİDDETSİZ” adı ile bölüm açılması önerilecektir.
Bildirge
İnsan haklarına ve demokrasiye aykırı girişimler, İnsana, hayvana, doğal çevreye ve yerleşim yerlerine yapılan şiddete karşı ulusal bir bildirge hazırlanacak, imzalanacak ve kamuoyuna açıklanacaktır.
İllerdeki forumlarda hazırlanacak olan bildirge başlığı ve metin, süreçte yer alan kuruluşların Ankara’daki en yetkili organlarının ortak çalışması ve onaylardan sonra kamuoyuna açıklanacaktır.
Süreçteki kuruluşlarla birlikte, bildirgeye uygun yeni projeler veya etkinlikler düzenlenebilecektir.
Kitap ve Tanıtım Broşürü
Projenin uygulanacağı yerlerde, projenin tanıtıldığı ve etkinlik programının yer aldığı bir broşür yerel kaynaklardan yararlanarak basılabilecek, Federasyonca teknik destek sağlanacaktır.
Etkinliklerde işlenen konular, bir kitapçıkta da toplanabilecektir.
Kamu-STK İşbirliği Tutanağı
Hedeflerle ilgili olarak, öncelikle süreçte yer alan kuruluşlar arasındaki işbirliği ilkeleri belirlenecek, bu ilkelerin sürdürülebilirlik düzeyi artırılacaktır.
Şiddetsiz Bir Hafta
Süreçte yer alan kuruluşların birlikteliğinde, her yıl uygun bir ayda, “Şiddetsiz Bir Hafta” etkinlikleri (konser, tiyatro, panel, konferans, stand, örnek uygulamalar, kamu, yerel ve özel kuruluşlarda çevreye, hayvana ve insana yönelik şiddet konusunda toplantı ve etkinlikler,…….) düzenlenecek, Haftanın geleneksel hale gelmesine katkı sağlanacaktır.
Gençlik Haftası ve Diğer Günler
Proje hedeflerine yönelik etkinliklerin tümü veya bazıları, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce 15-21 Mayıs günlerinde Ankara’da ve illerde düzenlenen “Gençlik Haftası” kapsamına alınabilecektir. Yine bazı etkinlikler, ulusal ve uluslararası belirli günlerde de uygulanabilecektir.
Girişimdeki Kuruluşlar
Ankara Üniversitesi, Atılım Üniversitesi, Çankaya Üniversitesi Gazi Üniversitesi, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi, Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı, Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Ankara Barosu Başkanlığı, Türkiye İzcilik Federasyonu, Türkiye Futbol Federasyonu, Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu, Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği, Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu, Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği, Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı, Anadolu Doğa Grubu Eğitim ve Kültür Derneği, Ankara Girişimci ve Sanayici İşkadınları Derneği, Ankara Hitit Gençlik ve Spor Kulübü Derneği, Türkiye Tabiatını Koruma Derneği ve Türkiye Gençlik Federasyonu.